Hasta kanuni istisnalar dışında önerilen tedaviyi reddedebilir; geçerli karar için yeterli bilgilendirme, özgür irade ve usulüne uygun kayıt önem taşır.

Tedaviyi reddetme hakkının hukuki temeli

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 25. maddesi, kanunen zorunlu haller dışında hastanın kendisine planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmesini ya da durdurulmasını istemesini düzenler. Bu hak hastanın bedeni üzerinde karar verebilmesinin ve tıbbi müdahaleye rızasının temel sonucudur. Hekimin tedaviyi yararlı bulması tek başına hastanın yerine karar verilmesini sağlamaz. Bununla birlikte tedavi reddinin sonuçları kişiye açıklanmalı; iradenin özgürce ve yeterli bilgilendirme sonrasında oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.

Tedavinin reddi ile sağlık kuruluşundan taburcu olma isteği aynı değildir. Bir hasta belirli ameliyatı kabul etmeyip diğer muayene ve destek tedavilerini almak isteyebilir. “Bütün tedaviyi reddetti” gibi geniş bir kayıt, gerçekte reddedilen işlemi doğru yansıtmayabilir. Hastanın hangi işlemden kaçındığı, hangi alternatifleri kabul ettiği ve riskler hakkında ne anladığı ayrı yazılmalıdır. Kanunen zorunlu uygulamalara ve diğer kişilerin korunmasına ilişkin özel düzenlemeler bulunduğunda genel kuralın istisnaları ayrıca incelenir.

Aydınlatma ve karar verme yeterliliği

Hastaya tanı, önerilen müdahalenin amacı, beklenen yararı, öngörülebilir riskleri, tedavi edilmeme durumundaki olasılıklar ve makul alternatifler anlayabileceği biçimde açıklanmalıdır. Çok sayfalı standart formun imzalanması, görüşmenin gerçekten yapıldığını her durumda kanıtlamaz. Özellikle karmaşık müdahalelerde kişinin dil ihtiyacı, iletişim kurma imkanı ve somut sağlık durumu önemlidir. Reddin sonuçlarını bilmeden oluşturulan beyan ile bilgilenmiş bir ret aynı şekilde değerlendirilmez.

Karar verme yeterliliği, kişinin belli bir tarihte belli bir müdahaleye ilişkin bilgiyi anlayıp değerlendirebilmesiyle ilgilidir; kişinin yakınlarının onunla aynı görüşte olmaması yetersizliğin kanıtı değildir. Bilinç bulanıklığı, ağır sedasyon veya geçici klinik durumlar iletişimi etkiliyorsa önce uygun tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Ayırt etme gücü ile kanuni temsil yetkisi kavramları karıştırılmamalıdır. Küçükler ve vesayet altındaki kişilerde temsil düzeni ve mümkün oldukça hastanın görüşünün alınması ayrıca ele alınır.

Ret beyanı nasıl kaydedilmeli?

Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca tedavinin uygulanmamasından doğabilecek sonuçların hastaya veya ilgili kişilere anlatıldığını gösteren yazılı belge alınması gerekir. Acil durumda hasta müdahaleyi kabul etmiyorsa beyanın imzalı alınması, imzadan kaçınması halinde tutanak düzenlenmesi Yönetmelikte ayrıca düzenlenmiştir. Belge yalnız “tüm sorumluluk hastaya aittir” cümlesinden ibaret olmamalıdır. Hangi müdahalenin önerildiği, temel risklerin anlatıldığı, ret tarihi, mümkünse hastanın kendi ifadeleri ve bilgilendirmeyi yapan kişinin bilgileri bulunmalıdır.

Hastanın imza atmak istememesi, hekimin hiçbir kayıt tutamayacağı anlamına gelmez. Görüşmenin içeriği, hazır bulunan görevliler, hastanın sözlü beyanı ve yapılan alternatif öneriler usulüne uygun tutanağa geçirilebilir. Hasta kararını daha sonra değiştirebilir; önceki reddin tekrar başvuru hakkını ortadan kaldırmadığı Yönetmelik m. 25’te açıkça belirtilmiştir. Yeniden başvuruda güncel klinik tablo ve yeni bilgilendirme esas alınmalıdır. Eski ret beyanı sınırsız ve geri dönülmez bir rıza feragati gibi kullanılmamalıdır.

Rızanın geri alınması ve başlamış müdahale

Planlanan tedaviye en baştan onay vermemek ile başlanmış müdahale sırasında rızayı geri almak klinik açıdan farklı riskler taşıyabilir. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rızanın geri alınmasına ilişkin hükümleri, müdahale başladıktan sonra geri alma halinde tıbbi yönden sakınca bulunması koşulunu ayrıca düzenler. Bu nedenle işlem sürerken “hasta istediği anda hiçbir değerlendirme yapılmadan bırakılır” demek doğru değildir. Müdahaleyi güvenli sonlandırmanın mümkün olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir ve hastaya açıklanır.

Örneğin ayakta uygulanan bir ilacın sonraki dozunu kabul etmemek ile anestezi altında devam eden hayati müdahaleyi aniden durdurmak aynı süreç değildir. Sağlık ekibi alternatif seçenekleri, durdurmanın doğuracağı acil riskleri ve gereken koruyucu önlemleri açıklar. Hastanın beyanı geçerli olduğu ölçüde dikkate alınır; hukuki istisna veya tıbbi zorunluluk iddiası varsa dayanağı somut kayda geçirilir. Rıza geri alma tartışması, hastaya baskı uygulanmasının otomatik gerekçesi olarak kullanılmamalıdır.

Acil durum, temsil ve özel istisnalar

Bilinçsiz hastanın acil müdahale ihtiyacı, bilinci açık ve karar verebilen hastanın açık ret beyanından farklı değerlendirilir. Acil müdahale, temsilciye ulaşılamaması ve gecikmenin yaşam veya organ bütünlüğü üzerindeki etkisi birlikte ele alınır. Bu alan genel bir “acilde her işlem zorunludur” kuralına indirgenemez. Kanunun öngördüğü özel zorunluluk halleri bulunuyorsa bunların kapsamı ve yetkili sağlık personelinin yükümlülükleri somut duruma göre incelenir.

Küçük veya kısıtlı kişinin tedaviyi reddi söz konusuysa veli veya vasi kararının sınırları, çocuğun üstün yararı ve kişinin görüşünün alınması ayrı önem taşır. Hastanın belirli bir tedaviyi reddetmesi, her türlü gelecekteki müdahaleye peşinen karşı çıktığı anlamına gelmez. Tartışmalı vakalarda kurum içi etik veya uzman görüşü istenmesi kaydın niteliğini güçlendirebilir; fakat tıbben zaman kaybettirmemek de önemlidir. Usul hakkında kesin sonuç için uygulanan özel mevzuat değerlendirilmelidir.

Baskı, yanlış bilgilendirme ve başvuru yolları

“İmzalamazsanız bir daha hastaneye alınmazsınız” şeklindeki ifade hastanın özgür iradesi yönünden sorun yaratır. Yönetmeliğin 25. maddesi reddin hastanın sonraki başvurusunda aleyhine kullanılamayacağını belirtir. Tartışma çıktığında hastane kayıtları, ret formu, görüşmenin tarihi, hastaya sunulan seçenekler ve tanıkların bilgileri korunmalıdır. Başvuru önce sağlık kuruluşunun hasta hakları birimine veya ilgili idari kanallara yöneltilebilir; somut olayın niteliğine göre diğer hukuk yolları ayrıca değerlendirilebilir.

Kamu ve özel sağlık kuruluşlarına karşı başvuruların görevli yargı yeri, ön başvuru, zamanaşımı ve ispat rejimi aynı değildir. Salt tedaviyi reddetmiş olmak, hekimin önceki hatalı uygulaması veya eksik aydınlatması için doğabilecek sorumluluğu otomatik kaldırmaz. Aynı şekilde tüm olumsuz sağlık sonuçlarının kurum kusurundan kaynaklandığı da söylenemez. Tıbbi kayıtlarla olayın hangi aşamada meydana geldiği ve zarar iddiasının hangi davranışa bağlandığı belirlenmelidir.

Uygulama örneği: ameliyatı kabul etmeyen hasta

Cerrahın operasyon önerdiği, ancak bilinci açık hastanın ameliyatı reddettiği durumda ilk soru reddin hangi riskler anlatıldıktan sonra verildiğidir. Ameliyatsız izlemin olası sonuçları, acil kötüleşme işaretleri ve başvuru talimatları anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Hastanın rızası olmadan sırf tıbben en uygun seçenek olduğu düşünülerek müdahale yapılabileceği varsayılmamalıdır. Belgeye “ameliyat reddedildi” yazılması kadar hangi tarihte kimin ne anlattığı da önemlidir.

Hasta üç gün sonra yeniden başvurursa önceki ret kararı nedeniyle tedavinin reddedilmesi doğru değildir. Yeni değerlendirme yapılır; durum değişmişse yeni seçenekler sunulur. Hastanın kopyasını talep edebileceği kayıtlar içinde muayene notu, aydınlatma ve ret belgesi yer alabilir. Çatışma yargıya taşınırsa belirleyici mesele hastanın seçiminden önce bilgilendirmenin yeterli olup olmadığı ve sağlık ekibinin kendi mesleki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği olacaktır.

Resmi dayanak: Hasta Hakları Yönetmeliği – Sağlık Bakanlığı

İlgili dilekçe ve başvuru

Başvurunun niteliği, sağlık kuruluşunun statüsü ve olayın tarihleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Hasta hakları, sözleşmesel sorumluluk ve idari yargı yolları her olayda aynı şekilde uygulanmaz.

Kaynak: Hasta Hakları Yönetmeliği ve ilgili sağlık mevzuatı.

Somut durumunuzun değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin