İptal davası idari işlemin hukuka uygunluğunu; tam yargı davası ise idari faaliyet nedeniyle ortaya çıkan zararın giderilmesini hedefler. Aynı olay iki talebe de yol açabilse de ön başvuru, dava süresi ve ispat konusu ayrı değerlendirilmelidir.

İptal davası neyi hedefler?

İptal davasında mahkemeden idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönünden hukuka aykırılığının saptanarak işlemin ortadan kaldırılması istenir. İptal talebinin kendisi tazminat kararı doğurmaz. İşlemin dava konusu edilebilir kesin ve yürütülebilir nitelikte olup olmadığı ayrıca incelenir.

Tam yargı davasının konusu

Tam yargı davası idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilen kişinin maddi veya manevi zararının giderilmesine yöneliktir. Zararın varlığı, tutarı, idarenin sorumluluğu ve illiyet bağı ortaya konulmalıdır. Zarar idari eylemden kaynaklanıyorsa İYUK m. 13 kapsamındaki ön başvuru ve süre rejimi özellikle önem taşır.

Birlikte mi ayrı mı açılır?

İYUK m. 12 kapsamında idari işlemden kaynaklanan hak ihlallerinde iptal ve tam yargı istemleri birlikte veya kanundaki koşullarla ayrı dava konusu yapılabilir. Hangi yolun uygun olduğu, işlemin tebliği, zarar tarihi ve önceki dava süreci dikkate alınarak belirlenir. Sadece dava adıyla hareket edilmesi süre kaybına yol açabilir.

Yürütmenin durdurulması ayrı bir taleptir

İptal davasının açılması işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İYUK m. 27 kapsamında açık hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkansız zarar koşullarının birlikte bulunması aranır. Yürütmenin durdurulması geçici koruma niteliğindedir; nihai iptal hükmü veya tazminat kararı yerine geçmez.

İlgili mevzuat ve başvuru örneği

Başvuru usulü, süreler ve görevli mahkeme somut olayın niteliğine göre ayrıca kontrol edilmelidir. Kanun maddelerinin uygulanması olayın tarihine ve varsa özel düzenlemelere bağlıdır.

Görev, süre ve başvuru ön koşulları

İptal ve tam yargı davasının görevli yargı yerini belirlerken işlemin veya eylemin niteliği, özel kanun hükümleri ve idari başvuru gerekliliği incelenir. Genel idari dava açma süreleri tek başına her uyuşmazlığı çözmez; vergi ve özel düzenlemelerde farklı süreler vardır. Özellikle işlemden kaynaklanan tazminat ile idari eylemden doğan tazminatın ön başvuru ve dava açma düzeni aynı kabul edilmemelidir.

Dilekçede somutlaştırma

İptal davasında işlemin tarih ve sayısı, tebliğ günü, hangi hukuka aykırılık sebebine dayanıldığı ve varsa yürütmenin durdurulması koşulları ayrı ayrı açıklanmalıdır. Tam yargı davasında ise zararın kalemleri, miktarı, dayanak faturalar ve olayla zarar arasındaki bağ gösterilmelidir. Birden fazla istemin birlikte ileri sürülmesi halinde sonuç bölümü hangi kararın hangi hukuki nedenle talep edildiğini açıkça göstermelidir.

Mevzuat kaynakları: 2577 sayılı İYUK (Gelir İdaresi Başkanlığı)

İptal davasında işlemin kendisini hedefleme

İdarenin atama, ruhsat, yaptırım veya başka bir kesin ve yürütülebilir kararı nedeniyle dava açılırken ilk soru işlemin hangi hukuka aykırılık sebebiyle ortadan kaldırılmasının istendiğidir. Yetkisiz makamın karar vermesi, zorunlu savunmanın alınmaması, dayanak vakıanın bulunmaması, kanuna aykırı sonuç ve kamu yararı dışında amaç farklı denetim başlıklarıdır. Davacı zarara uğradığını da iddia edebilir; ancak işlemin iptal edilmesi tek başına maddi zararını tahsil ettiği anlamına gelmez. Dilekçede işlem tarihi, tebliğ, kesinlik ve menfaat ihlali ayrı ayrı gösterilmelidir. Dava açma süresinde özel kanuni düzenleme olup olmadığı genel süreye güvenilmeden kontrol edilmelidir.

Tam yargı davasında zarar hesabı nasıl yapılır?

Tam yargı talebinde yalnız idarenin davranışının yanlışlığını açıklamak yeterli değildir. Zarara hangi olayın sebep olduğu, hangi tarihten itibaren doğduğu ve hangi belgeyle hesaplandığı gösterilmelidir. İdari işlem yüzünden faaliyet izni uygulanamayan işletme, mahrum kaldığını söylediği geliri geçmiş dönem cirosundan doğrudan hareketle talep etmek yerine net zarar hesabını, kaçınılan giderleri ve başka nedenlerin etkisini değerlendirmelidir. Sağlık hizmetindeki zarar iddiasında ise tıbbi kayıtlar ve illiyet bağı belirleyicidir. Manevi tazminatın varlığı da her işlem iptali davasının otomatik sonucu değildir. Dava türü, hukuki sorumluluğun koşullarıyla birlikte belirlenmelidir.

İYUK 12 ile 13 arasındaki kritik fark

Zararın belirli bir idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi kaynaklandığı süre ve ön başvuru açısından belirleyicidir. İYUK 12, işlemden doğan hak ihlalinde iptal ve tam yargı taleplerinin birlikte veya kanunun öngördüğü koşullarda ayrı ileri sürülmesine imkan tanır. İYUK 13 ise idari eylemlerden kaynaklanan tam yargı istemleri için ilgili idareye yapılacak ön başvuruyu ve kendine özgü süreleri düzenler. Her zararın sırf kamu kurumundan gelmesi aynı başvuru yoluna tabi olduğu anlamına gelmez. Dilekçe verilmeden önce zarar doğuran işlem veya eylem, öğrenme tarihi, tebliğ ve daha önce yapılan müracaatlar kronolojik çizelgeye dökülmelidir.

Yürütmenin durdurulması neyi değiştirir?

İptal davası açılması idari işlemi kural olarak kendiliğinden askıya almaz. Bu nedenle uygulanması telafisi güç veya imkansız sonuç yaratabilecek bir işlem yönünden ayrıca yürütmenin durdurulması istenir. İYUK 27’de açık hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkansız zarar şartlarının birlikte aranması önemlidir. Örneğin faaliyetin derhal durdurulmasına yol açan bir kararda hem hukuki aykırılığın belgeleri hem de faaliyetin durmasından doğacak somut sonuçlar açıklanır. Tedbir niteliğindeki bu karar davayı kazandırmaz ve geçmiş zararları kendiliğinden tazmin etmez. Kararın uygulanması, itirazı ve esas hüküm farklı aşamalardır.

Dava dilekçesinde talepleri açık ayırma

Bir kamu görevlisinin hukuka aykırı görevden uzaklaştırma kararı ile gelir kaybına uğradığını varsayalım. İşlemin iptali istendiğinde kararın mevzuata neden aykırı olduğu anlatılır. Uğranılan ücret veya başka maddi kayıp için tam yargı talebi gündeme geliyorsa zarar kalemleri, dönemler ve ödemeler ayrıca gösterilir. Davanın türü, talep sonucu ve harca ilişkin hususlar birlikte tasarlanır; iptal dilekçesine genel bir tazminat sözcüğü yazılmış olması her zaman usulüne uygun parasal istem doğurmaz. Süre, görevli mahkeme ve idari başvuru yolları özel düzenleme ihtimaline göre son kez denetlenmelidir.

Dosya incelemesinde son kontrol

Mahkemeye sunulan işlem belgesinin yalnız sonuç kısmını değil gerekçesini ve tebliğ tarihini de içermesi önemlidir. İdari başvuru üzerine verilen cevap, dava açma süresinin hesabını etkileyebileceğinden önceki başvuruların tamamı kronolojik olarak listelenmelidir. İptal ve tam yargının farklı amaçlarına uygun deliller seçilmeli; işlem yönünden mevzuata aykırılık, zarar yönünden ise hesaplanabilir kayıp ve illiyet bağı açıklanmalıdır. Birlikte dava açma seçeneğinin uygulanabilirliği her somut işlem bakımından gözden geçirilmelidir.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

İdari yargıda işlemin hukuka aykırı bulunması, zarar miktarının kendiliğinden kabulünü gerektirmez. Dava dosyasındaki zarar kalemlerinde başka sebeplerin etkisi, gerçek ödeme veya gelir kaybı ve taleple fiili sonuç arasındaki illiyet bağı tartışılmalıdır. İşlemin iptal edilmesi halinde idarenin mahkeme kararını uygulama yükümlülüğü ayrıca doğar; uygulanmama iddiasının oluşturabileceği yeni hukuki sonuçlar ilk davadan ayrı değerlendirilebilir. Talep sonucunda hem iptal hem tazminat yer alacaksa miktar, dönem ve hukuki sebep net gösterilmelidir. İdari yargıda mahkemenin idarenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapmadığı da hatırlanmalıdır.

Her uyuşmazlık kendi belgeleri ve süreleri çerçevesinde değerlendirilir. Somut olayınıza uygun hukuki yol için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin