İtiraz, ceza muhakemesinde özellikle hakim kararlarının ve kanunun açıkça itiraza tabi tuttuğu bazı mahkeme kararlarının kısa yoldan yeniden incelenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. CMK m.267-271 başvurunun kapsamını, genel iki haftalık süreyi, kararın önce kendi makamınca düzeltilmesi ihtimalini, yetkili inceleme merciini ve itiraz üzerine verilecek kararın etkisini düzenler. İtiraz; istinaf, temyiz veya Cumhuriyet savcısına yapılan idari başvuruyla aynı şey değildir.

Hangi kararlara karşı itiraz edilebilir?

CMK m.267’ye göre hakim kararlarına ve kanunun açıkça gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Bu nedenle ilk soru kararın kişi bakımından olumsuz olup olmadığı değil, kanunen itiraza tabi olup olmadığıdır. Tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma veya bazı soruşturma işlemlerinde özel itiraz hükümleri bulunabilir. Hükme karşı başvuru ise çoğu zaman istinaf veya temyiz rejimine tabidir.

İtiraz süresi kaç gündür?

CMK m.268/1 uyarınca kanunda ayrıca başka bir hüküm bulunmadığında itiraz süresi, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır. Sürenin başlangıcı kararın yüze karşı açıklanması, tebliği veya hukuken öğrenilmesi biçimine göre belirlenebilir. Özel maddede farklı bir süre öngörülmüşse özel düzenleme uygulanır. Bu nedenle yalnız CMK m.268’e bakmak yerine itiraz edilen kararın dayanak maddesi de kontrol edilmelidir.

İtiraz nereye yapılır?

Başvuru, kural olarak kararı veren mercie verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunarak yapılır. Kararı veren hakim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Böylece başvurunun ilk adresi ile esas incelemeyi yapacak merci her zaman aynı değildir.

Yetkili itiraz mercii nasıl belirlenir?

CMK m.268, kararın hangi makamdan çıktığına göre inceleme merciini ayrıntılı şekilde düzenler. Sulh ceza hakimliği, asliye ceza hakimi, ağır ceza mahkemesi veya naip hakim kararlarında farklı merciler söz konusu olabilir. Yargı çevresindeki teşkilat yapısı ve kararın hangi sıfatla verildiği önem taşır. Yanlış mercie gönderme nedeniyle hak kaybı yaratmamak için başvurunun süresinde kararı veren makama sunulması temel güvence sağlar.

İtiraz kararın uygulanmasını otomatik olarak durdurur mu?

Kural olarak kanun yoluna başvurulması, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz; kanunda özel hüküm bulunması veya yetkili merciin durdurma kararı vermesi gerekir. Bazı koruma tedbirlerinde özel düzenlemeler farklı sonuç yaratabilir. Bu nedenle dilekçede yalnız kararın kaldırılması değil, gerekiyorsa kararın icrasının durdurulmasına ilişkin talebin hukuki dayanağı da ayrıca kurulmalıdır.

İtiraz üzerine savcının görüşü alınabilir mi?

CMK m.270, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa yazılı cevap için bildirim yapabilmesine izin verir. Tutuklama ve tutukluluğun devamı gibi CMK m.101 ve 105 kapsamındaki itirazlarda savcının görüşü alınırsa bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir ve üç gün içinde görüş bildirme imkanı tanınır. Bu düzenleme silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama bakımından önemlidir.

İtiraz incelemesi duruşmalı mı yapılır?

CMK m.271’e göre kanunda yazılı haller saklı olmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak gerekli görülürse Cumhuriyet savcısı ve ardından müdafi veya vekil dinlenebilir. İnceleme merciinin dosya üzerinden karar vermesi, dilekçenin yüzeysel hazırlanabileceği anlamına gelmez; maddi olay, usul ihlali, kanun maddesi ve talep açık biçimde kurulmalıdır.

İtiraz mercii yalnız kararı kaldırır mı?

İtiraz yerinde görülürse CMK m.271/2 uyarınca merci aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Bu özellik, itirazın yalnız dosyayı geri gönderen soyut bir denetim olmadığı anlamına gelir. Örneğin hukuka aykırı bir koruma tedbirinin kaldırılması veya başvurunun esasına ilişkin doğrudan karar verilmesi gündeme gelebilir. Ancak incelemenin kapsamı ve verilebilecek karar, itiraz edilen işlemin niteliğine göre değişir.

İtiraz üzerine verilen karar kesin midir?

CMK m.271/4 uyarınca itiraz merciinin itiraz üzerine verdiği kararlar kural olarak kesindir. Bunun önemli istisnası, ilk defa itiraz mercii tarafından verilen tutuklama kararıdır; bu karara karşı yeniden itiraz mümkündür. “Kesin” olması, kararın hiçbir hukuki tartışmaya konu olamayacağı anlamına gelmez; kanun yararına bozma veya bireysel başvuru gibi olağanüstü ya da anayasal yolların şartları ayrıca değerlendirilebilir.

Tutuklama kararına itirazda neye odaklanılmalıdır?

Tutuklama itirazında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, kaçma veya delil karartma riskinin gerçekliği, adli kontrolün neden yetersiz olduğu, kişinin sabit ikamet ve sosyal bağları, delillerin toplanmış olup olmadığı ve kararın bireyselleştirilmiş gerekçesi önem taşır. Sadece “karara itiraz ediyoruz” demek yerine tutuklamanın her unsurunun güncel dosya durumuna göre ayrı ayrı tartışılması gerekir.

Arama veya elkoyma kararına itirazda hangi noktalar incelenir?

Arama ve elkoyma itirazında karar yetkisi, gecikmesinde sakınca şartı, kararın kapsamı, aranacak yer veya eşyanın belirli olup olmadığı, ölçülülük, dijital materyalin kopyalanması ve iadesi gibi konular öne çıkar. Tedbir başlangıçta hukuka uygun olsa bile devamının gereksiz hale gelmesi ayrı bir itiraz nedeni olabilir. Malvarlığı veya dijital cihazlar üzerindeki müdahalenin sürmesi için güncel ve somut ihtiyaç bulunmalıdır.

İtiraz dilekçesinde pratik olarak hangi yapı kullanılmalıdır?

Dilekçede kararın tarih ve sayısı, öğrenme veya tebliğ tarihi, itirazın süresinde olduğu, hukuka aykırılık nedenleri ve istenen sonuç açıkça gösterilmelidir. Her iddianın dosyadaki belge veya tutanakla bağlantısı kurulmalı; mümkünse kararın hangi paragrafının neden yetersiz olduğu belirtilmelidir. İtirazın sonunda “kararın kaldırılması” dışında tahliye, elkoymanın kaldırılması veya dosyanın durumuna uygun somut sonuç talebi net biçimde yazılmalıdır.

İtirazın kapsamı: karar, gerekçe ve talep

İtiraz dilekçesinde yalnız “karara itiraz ediyorum” ifadesiyle yetinmek yerine hangi ara karara, hangi gerekçeyle ve hangi sonuç için başvurulduğu ayrıştırılmalıdır. Kararın tebliğ veya öğrenilme tarihi ve itiraz merciine gönderilme yolu kontrol edilir. İtirazın konusu ile esas hükme karşı başvurulacak kanun yolunun birbirine karıştırılması, doğru hukuki tartışmanın kurulmasını engeller.

Örnek olay: Bir tutukluluğun devamı kararına karşı dilekçede yalnız suçlamanın esasına ilişkin uzun açıklamalar bulunması, özgürlük kısıtlamasına özgü ölçülülük ve güncel gerekçe tartışmasının eksik kalmasına yol açabilir.

İlgili hukuki konular

Mevzuat ve kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut dosyanın işlem tarihi, karar türü, delil durumu ve uygulanacak güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.

Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin