Kadastro çalışması sırasında taşınmazın sınırı, yüzölçümü, malik hanesi veya hakları yanlış tespit edilmişse hak sahibi itiraz ve dava yollarını kullanabilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu bakımından özellikle kadastro tutanağının kesinleşip kesinleşmediği belirleyicidir. Askı ilanı içindeki başvuru ile kesinleşmeden sonraki tapu iptali ve tescil süreçleri aynı usule tabi değildir.

Kadastro tespiti nedir?

Kadastro tespiti, taşınmazın sınırlarının ve hukuki durumunun kadastro ekibince belirlenerek tutanağa bağlanmasıdır. Malik, zilyet, yüzölçümü ve sınırlı ayni haklar gibi unsurlar bu süreçte kayda geçirilir. Tespit, ilan ve kesinleşme aşamalarından geçtikten sonra tapu sicilinin temelini oluşturur. Bu nedenle hata fark edildiğinde hangi aşamada bulunulduğu ilk sorudur.

Askı ilanı ne kadar sürer?

Kadastro sonuçları kanunda öngörülen usulle ilan edilir ve 30 günlük ilan süresi kritik önemdedir. Hak sahibi bu süre içinde kadastro tespitine karşı dava açabilir. Sürenin kaçırılması halinde tutanak kesinleşebilir ve sonraki uyuşmazlık farklı dava türü ve süre kurallarına tabi olabilir. İlan tarihleri kadastro müdürlüğü kayıtlarından doğrulanmalıdır.

Görevli mahkeme hangisidir?

Tespit henüz kesinleşmemişken açılan kadastro davalarında görevli mahkeme kadastro mahkemesidir. Kadastro mahkemesi taşınmazın tespit öncesi hukuki durumunu ve hak sahipliğini inceleyebilir. Tespit kesinleştikten sonra açılacak davalarda ise genel görev kuralları ve 3402 sayılı Kanun’un özel hükümleri dikkate alınır.

Kimler dava açabilir?

Kadastro tespitinden hakkı olumsuz etkilenen malik, mirasçı, zilyet veya ayni hak iddiasında bulunan kişi dava açabilir. Davacı, yalnız itiraz ettiği kısmı değil hangi hakka dayanarak hangi tescili istediğini açıkça belirtmelidir. Miras ortaklığı veya paylı mülkiyet varsa taraf teşkili ayrıca önem taşır.

Hangi deliller kullanılır?

Eski tapu kayıtları, vergi kayıtları, kadastro paftaları, haritalar, miras belgeleri, satış ve taksim belgeleri, zilyetlik delilleri, komşu parsel kayıtları, hava fotoğrafları ve tanık anlatımları kullanılabilir. Teknik sınır uyuşmazlıklarında fen bilirkişisi ve mahallinde keşif çoğu zaman belirleyicidir. Belgenin hangi yere uygulandığı teknik olarak gösterilmelidir.

Zilyetlikle kazanma iddiası nasıl değerlendirilir?

Tapusuz veya belirli kayıt sorunları bulunan taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği gündeme gelebilir. Ancak her taşınmaz zilyetlikle kazanılamaz; kamu malları, orman niteliği veya özel kanun kısıtlamaları ayrıca incelenir. Zilyetliğin süresi, çekişmesizliği ve malik sıfatıyla sürdürülüp sürdürülmediği somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Sınır uyuşmazlığında neye bakılır?

Komşu parseller arasındaki sınır tartışmasında eski pafta, aplikasyon, sabit sınırlar, doğal işaretler ve tapu kayıtlarının kapsamı değerlendirilir. Yalnız mevcut çit veya duvar her zaman hukuki sınırı göstermez. Fen bilirkişisinin koordinat ve pafta uygulaması, kayıtların zemine doğru uygulanıp uygulanmadığını açıklamalıdır.

Tespit kesinleştikten sonra dava açılabilir mi?

Kesinleşmiş kadastro tespitine karşı bazı durumlarda genel mahkemelerde tapu iptali ve tescil davası gündeme gelebilir. Ancak 3402 sayılı Kanun’un hak düşürücü süre ve kesinleşmeye ilişkin özel hükümleri önemlidir. Özellikle kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanan iddialarda süre analizi dava açmadan önce yapılmalıdır.

Kadastro mahkemesi kararı ne sonuç doğurur?

Mahkeme tespiti aynen bırakabilir, malik veya pay oranını değiştirebilir, sınırı düzeltebilir ya da başka bir ayni hakkın tesciline karar verebilir. Kesinleşen hüküm tapu siciline uygulanır. Teknik kararların infazında hüküm fıkrası ile bilirkişi krokisinin uyumlu olması önemlidir.

Dava öncesinde hangi kayıtlar alınmalıdır?

Kadastro tutanağı, askı ilanı tarihleri, pafta ve ada/parsel bilgileri, dayanak tapu ve vergi kayıtları, komşu parsellerin kayıtları ve varsa önceki mahkeme dosyaları temin edilmelidir. Öncelikle tespitin kesinleşip kesinleşmediği doğrulanmalıdır. Yanlış mahkeme veya yanlış dava türü seçimi süre kaybına yol açabilir.

Kesinleşmiş kadastroda on yıllık süre neden önemlidir?

3402 sayılı Kadastro Kanunu, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak kesinleşmiş tutanak ve kayıtlara karşı açılacak davalar bakımından özel hak düşürücü süre öngörür. Bu süre her tapu uyuşmazlığına otomatik uygulanmaz; iddianın kadastro öncesi sebebe mi, kadastro sonrasında doğan bir hukuki işleme mi dayandığı belirlenmelidir.

Örneğin kadastrodan sonra yapılan satış, vekaletin kötüye kullanılması veya sonraki miras işlemiyle ilgili iddia ile kadastro sırasında yanlış malik yazıldığı iddiası aynı değildir. Dava sebebinin doğru tarihsel çerçeveye oturtulması görev, süre ve ispat bakımından belirleyicidir.

Özellikle eski kadastro çalışmalarında kök tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği ve aynı kaydın başka parsellere uygulanıp uygulanmadığı araştırılmalıdır. Aynı dayanak kaydın mükerrer kullanımı, teknik ve hukuki incelemeyi doğrudan etkileyebilir.

İlgili hukuki konular

Mevzuat ve kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayda tapu ve kadastro kayıtları, idari işlemler, tebligat tarihleri ve güncel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin