Yalan tanıklık suçu, yetkili makam önünde tanık sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasıyla gündeme gelir. Bir tanığın önceki beyanıyla mahkemedeki anlatımının farklı olması tek başına suçun oluştuğunu göstermez. Yanılma, hatırlama güçlüğü, algı farkı ve ifadenin bağlamı ayrıştırılmalı; bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğu somut delillerle değerlendirilmelidir.

Kim yalan tanıklık suçunun faili olabilir?

Bu suçun faili, usulüne uygun biçimde tanık sıfatıyla dinlenen kişidir. Şüpheli, sanık veya davanın tarafı kendi konumundaki beyanı nedeniyle aynı şekilde yalan tanıklık faili sayılmaz. Öncelikle kişinin dosyadaki hukuki sıfatı ve beyanın hangi makam önünde verildiği belirlenmelidir.

Gerçeğe aykırı beyan nasıl belirlenir?

Tanığın objektif gerçeğe aykırı beyanda bulunması gerekir. Ancak ceza sorumluluğu için yalnız sonradan yanlış olduğu anlaşılan bir anlatım yeterli değildir; tanığın gerçeği bildiği halde bilerek farklı anlattığının da ortaya konulması gerekir.

Çelişkili ifadeler otomatik olarak suç oluşturur mu?

Hayır. Aradan geçen süre, olayın stresli niteliği, algılama koşulları, sorunun farklı sorulması veya tanığın ayrıntıyı hatırlayamaması ifadeler arasında farklılık yaratabilir. Çelişkinin hangi noktada olduğu ve bu noktanın tanığın kesin olarak bildiği bir hususa ilişkin olup olmadığı incelenmelidir.

Tanığın susma veya çekinme hakkı varsa ne olur?

Kanunun tanıklık yapmaktan veya belirli sorulara cevap vermekten çekinme hakkı tanıdığı durumlarda kişi bu hakkı kullanabilir. Çekinme hakkı bulunan kişinin hakkı hatırlatılmadan verdiği beyanlar ve beyanın ceza sorumluluğuna etkisi usul kurallarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Yemin edilmesi şart mıdır?

Yemin, tanıklık usulünün önemli unsurudur ancak suçun oluşumu her durumda yalnız yemin edilip edilmediğine indirgenmez. Tanığın hangi makamda, hangi sıfatla ve hangi usule tabi dinlendiği TCK m.272’nin ilgili fıkrası bakımından önem taşır.

Hangi delillerle ispat edilir?

Duruşma tutanakları, SEGBİS kayıtları, önceki ifadeler, kamera ve konum kayıtları, yazışmalar, bağımsız tanık anlatımları ve objektif maddi deliller karşılaştırılır. Yalan tanıklık iddiası, yalnız davanın kaybedilmiş olması veya tanığın karşı taraf lehine ifade vermesiyle kurulamaz.

Tanığın olayla ilgili yanılması nasıl değerlendirilir?

İnsan hafızasının yanılabilir olması ceza değerlendirmesinde önemlidir. Mesafe, ışık, olay süresi, kişinin dikkat durumu ve zaman geçmesi nedeniyle yanlış hatırlama mümkün olabilir. Kasıtlı yalan ile iyi niyetli fakat hatalı hatırlama birbirinden ayrılmalıdır.

Beyan sonradan düzeltilirse ne olur?

Kanunda gerçeğe aykırı tanıklığın belirli aşamalarda düzeltilmesine ilişkin özel hükümler bulunur. Düzeltmenin ne zaman yapıldığı, hüküm veya hak kaybı doğmadan önce olup olmadığı ve hangi usul aşamasında gerçekleştiği somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Tarafın yönlendirmesi varsa başka suçlar oluşabilir mi?

Tanığın para, tehdit veya başka menfaat karşılığında yönlendirilmesi durumunda olaya göre başka suç tipleri de gündeme gelebilir. Tanığı etkilemeye yönelik davranış ile tanığın kendi gerçeğe aykırı beyanı ayrı failler ve ayrı suçlar bakımından incelenebilir.

Savunmada hangi noktalar önemlidir?

Beyanın tam tutanak metni, sorunun nasıl sorulduğu, tanığın olay anındaki gözlem imkanı, önceki ifadeyle gerçek çelişkinin kapsamı ve objektif delillerle uyum dikkatle incelenmelidir. Yalnız kelime farklılığından veya tali ayrıntı uyuşmazlığından bilerek yalan söyleme sonucu çıkarılmamalıdır.

Tanığın yorum yapması ile olgu anlatması nasıl ayrılır?

Tanık kural olarak gördüğü, duyduğu veya doğrudan algıladığı olguları anlatır. Kişisel yorum, tahmin veya olaydan çıkardığı sonuç ile gerçek bir olguya ilişkin beyan aynı değildir. Yalan tanıklık değerlendirmesinde önce hangi cümlenin olgusal iddia olduğu belirlenmelidir. “Bana göre öfkeliydi” gibi yorum ile “saat 20.00’de oradaydı” gibi doğrulanabilir bir beyan farklı şekilde ele alınır.

Önceki ifade ile duruşma beyanı neden birlikte okunmalıdır?

Soruşturma ifadesi ile duruşmadaki tanıklık farklı sorular ve farklı bağlamlarda alınmış olabilir. Çelişki değerlendirilirken tutanağın yalnız seçilmiş cümlesi değil, sorunun tamamı ve tanığın verdiği açıklama birlikte okunmalıdır. Tanığın önceki beyanını neden değiştirdiğine ilişkin makul açıklaması bulunup bulunmadığı da önemlidir. Ceza sorumluluğu için bilinçli biçimde gerçeğe aykırılık gösterilmeden salt tutanak farklılığına dayanılmamalıdır.

Tanığın baskı altında olduğunu ileri sürmesi nasıl değerlendirilir?

Tanık, tehdit, baskı veya yönlendirme nedeniyle gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ileri sürerse bu iddia hem kast hem de olayın başka suçlar yönünden değerlendirilmesi bakımından önem taşır. Baskının kaynağı, zamanı ve tanığın beyanını hangi ölçüde etkilediği araştırılmalıdır. Mesajlar, arama kayıtları veya üçüncü kişilerin anlatımları bu konuda destekleyici olabilir. Buna rağmen her “baskı gördüm” savunması otomatik olarak sorumluluğu ortadan kaldırmaz; somut koşullar birlikte değerlendirilir.

Yalan tanıklıkta ceza neden yargılamanın niteliğine göre değişir?

TCK m.272, gerçeğe aykırı tanıklığın yapıldığı merci ve yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın ağırlığına göre kademeli bir yaptırım sistemi kurar. Soruşturma aşamasında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önündeki yalan beyan ile mahkeme huzurundaki yalan tanıklık aynı yaptırıma tabi değildir. Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçla ilgili yalan tanıklıkta yaptırım ağırlaşır. Bu nedenle yalnız tanığın söylediği söz değil, beyanın hangi dosyada, hangi sıfatla ve hangi makam önünde verildiği de suç vasfının parçasıdır.

Yalan tanıklığın kişi hakkında koruma tedbiri veya mahkumiyet doğurması neyi değiştirir?

Gerçeğe aykırı tanıklığın aleyhine beyanda bulunulan kişi hakkında koruma tedbiri uygulanmasına, mahkumiyet kararı verilmesine veya hürriyeti bağlayıcı cezanın infazına etkisi olmuşsa TCK m.272’de daha ağır sonuçlar öngörülür. Bu artırım için yalnız yalan beyanın varlığı değil, kanunda aranan sonuçla tanıklık arasında bağ kurulması gerekir. Özellikle tutuklama, mahkumiyet ve infaz süreçlerinde dosyanın diğer delilleriyle tanık anlatımının karar üzerindeki gerçek etkisi incelenmelidir.

Şahsi cezasızlık veya ceza indirimi hangi durumlarda gündeme gelebilir?

TCK m.273, kişinin kendisini veya kanunda belirtilen yakınlarını ceza soruşturması veya kovuşturmasına uğratabilecek hususlarda gerçeğe aykırı tanıklık yapması gibi bazı durumlarda şahsi cezasızlık veya cezada indirim imkanı öngörür. Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişiye bu hakkın hatırlatılıp hatırlatılmadığı da önem taşır. Bu hükümler, yalan tanıklığın serbest olduğu anlamına gelmez; kişinin tanıklık yükümlülüğü, çekinme hakkı ve somut beyanın hangi koşullarda alındığı birlikte değerlendirilir.

Gerçeğin sonradan söylenmesi etkin pişmanlık bakımından ne sonuç doğurur?

TCK m.274, yalan tanıklık yapan kişinin gerçeği sonradan açıklamasına ilişkin özel etkin pişmanlık hükümleri içerir. Sonucun ağırlığı, gerçeğin hangi aşamada söylendiği ve yalan beyan nedeniyle kişi hakkında bir hak kısıtlaması veya hüküm doğup doğmadığı uygulanacak sonucu değiştirir. Bu nedenle “ifademi düzelttim, suç ortadan kalktı” biçimindeki genel yaklaşım doğru değildir. Düzeltmenin zamanı ve yargılamanın geldiği aşama dosya üzerinden ayrı ayrı belirlenmelidir.

İlgili hukuki konular

Mevzuat ve kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın belge, tarih, teknik kayıt ve usul koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin