Zorla getirme, ifade veya sorgu gibi belirli bir adli işlem için şüpheli ya da sanığın yetkili merci önünde hazır edilmesini sağlayan CMK tedbiridir. Yakalama emri veya tutuklama ile aynı kurum değildir. CMK m.146’ya göre tutuklama kararı verilmesi ya da yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden bulunan kişi hakkında veya CMK m.145 uyarınca usulüne uygun çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli ya da sanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Tedbir, amacı gerçekleşince sona ermelidir.

Zorla getirme hangi hallerde kararlaştırılabilir?

CMK m.146/1 iki temel durumu düzenler. Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli neden bulunan şüpheli veya sanık zorla getirilebilir. Ayrıca CMK m.145’e göre ifade veya sorgu için usulüne uygun çağrıldığı halde gelmeyen kişi hakkında da zorla getirme kararı verilebilir. Her iki durumda tedbirin amacı, kişiyi belirli adli işlem için yetkili makam önünde hazır etmektir.

Önce davetiye gönderilmesi zorunlu mudur?

CMK m.145, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılmasını, çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesini ve gelmezse zorla getirileceğinin yazılmasını öngörür. Ancak CMK m.146 yalnız çağrıya uymama halini değil, tutuklama veya yakalama emri için yeterli neden bulunan kişiyi de kapsar. Bu nedenle her zorla getirme kararından önce mutlaka başarısız davetiye bulunması gerektiği söylenemez.

Zorla getirme kararında hangi bilgiler bulunmalıdır?

Kararda şüpheli veya sanığın kim olduğu açıkça belirtilmeli, yüklenen suç gösterilmeli, gerektiğinde eşkaline yer verilmeli ve zorla getirme nedeni yazılmalıdır. Kararın bir örneği kişiye verilir. Bu unsurlar, tedbirin kimin hakkında, hangi soruşturma nedeniyle ve hangi hukuki gerekçeyle uygulandığının denetlenmesini sağlar. Sadece isim yazılı, neden içermeyen bir belge zorlayıcı tedbirin gerekçelendirilmesi bakımından sorun doğurabilir.

Zorla getirme kararı kim tarafından verilir?

Soruşturma veya kovuşturmanın aşamasına ve yapılacak işleme göre karar yetkisi CMK hükümleri çerçevesinde Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme bakımından değerlendirilir. Uygulamada kararın dayanağı ile kişinin hangi merci önüne getirileceği açıkça gösterilmelidir. Kolluk, kendiliğinden süresiz bir özgürlük kısıtlaması yaratamaz; yerine getirdiği işlem, verilen zorla getirme kararının amacı ve kapsamıyla bağlıdır.

Zorla getirilen kişi ne kadar tutulabilir?

Zorla getirme, kişiyi belirli işlem için hazır etme aracıdır; bağımsız bir gözaltı rejimi değildir. CMK m.146’da tedbirin, kararın amacına uygun işlem tamamlanıncaya kadar sürmesi esastır. Kişinin gereksiz biçimde bekletilmesi veya işlem bittikten sonra başka bir hukuki karar olmadan özgürlüğünün kısıtlanmaya devam etmesi zorla getirmenin amacını aşar. Gözaltı uygulanacaksa bunun şartları ve süreleri ayrıca CMK m.91’e göre değerlendirilir.

Zorla getirme ile yakalama emri arasındaki fark nedir?

Yakalama emri CMK m.98’de düzenlenen ve kişinin yakalanarak yetkili merci önüne çıkarılmasını sağlayan daha farklı bir koruma tedbiridir. Zorla getirme ise çoğunlukla ifade, sorgu veya belirli bir usul işlemi için hazır bulundurmayı hedefler. Her iki işlem fiilen özgürlüğü sınırlayabilse de karar koşulları, amacı ve sonuçları aynı değildir. Dosyada kullanılan başlığın ötesinde uygulanan tedbirin gerçek hukuki niteliğine bakılmalıdır.

Zorla getirme ile gözaltı aynı şey midir?

Hayır. Zorla getirilen kişinin belirli adli işlem için geçici olarak kolluk eşliğinde bulunması, kendiliğinden gözaltı kararı verildiği anlamına gelmez. Gözaltı CMK m.91’deki ayrı şartlara, savcılık değerlendirmesine ve sürelere tabidir. Zorla getirme işleminin tamamlanmasına rağmen kişinin gözaltı kararı olmadan tutulmaya devam edilmesi, özgürlük kısıtlamasının hukuki dayanağı bakımından ayrıca incelenmelidir.

Müdafi zorla getirme sonrasında ifade veya sorguda bulunabilir mi?

Kişi zorla getirilmiş olsa dahi savunma haklarını kaybetmez. İfade veya sorgu yapılacaksa CMK m.147-148’deki isnadın bildirilmesi, susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma ve yasak sorgu yöntemlerine ilişkin güvenceler uygulanır. Zorla getirilmiş olmak, kişiyi ifade vermeye zorlamaz; susma hakkı devam eder. Zorunlu müdafilik şartları varsa CMK m.150 mekanizması da işletilmelidir.

Tanık hakkında zorla getirme aynı maddeye mi dayanır?

Tanığın zorla getirilmesi şüpheli veya sanığa ilişkin CMK m.146 rejimiyle birebir aynı değildir. Tanığın çağrılması ve gelmemesi halinde uygulanabilecek zorla getirme CMK’nın tanıklığa ilişkin hükümlerinde ayrıca düzenlenir. Bu nedenle dosyada hakkında zorla getirme kararı verilen kişinin sıfatı önemlidir. Şüpheli, sanık, tanık, bilirkişi veya mağdur için aynı madde numarasını ve aynı sonuçları kullanmak hatalı olabilir.

Kararın uygulanmasında ölçülülük nasıl değerlendirilir?

Zorla getirme fiziksel zor kullanma yetkisini sınırsız hale getirmez. Kolluğun tedbiri yerine getirirken kişinin kaçmasını önlemek için gerekli ve ölçülü yöntemleri kullanması gerekir. Kişinin kendiliğinden gelmeye hazır olduğu, sağlık durumu veya kararın uygulanma biçimi gibi koşullar somut olayda önem taşır. Tedbir, cezalandırma, teşhir etme veya baskı aracı olarak kullanılamaz.

Zorla getirme kararına karşı hangi hukuki denetim mümkündür?

Zorla getirme kararının niteliğine, kararı veren makama ve kanunun özel düzenlemesine göre başvuru yolu belirlenir. Hakim kararlarına karşı CMK m.267 ve devamındaki itiraz rejimi temel çerçeveyi oluşturur. Bunun yanında tedbirin hukuka aykırı uygulanması, ifade veya sorguda elde edilen delillerin hukuka uygunluğu ve kişi özgürlüğüne müdahale yönünden yargılamada ileri sürülebilir. Başvuru süresi ve merci somut karara göre kontrol edilmelidir.

Dosyada hangi kayıtlar kontrol edilmelidir?

İlk davetiye ve tebliğ belgesi, çağrı nedeninin yazılıp yazılmadığı, gelmemenin sonucu konusunda ihtar, zorla getirme kararı, kararın tebliği veya kişiye verilmesi, kolluk uygulama tutanağı, yakalama veya gözaltı kaydı olup olmadığı ve sonrasında yapılan ifade ya da sorgu tutanağı birlikte incelenmelidir. Kronoloji, kişinin özgürlüğünün hangi hukuki işleme dayanılarak ve ne kadar süreyle sınırlandığını ortaya koyar.

Çağrı, gelmeme ve karar gerekçesi birbirinden ayrılmalı

Zorla getirme değerlendirmesinde dosyadaki çağrı işleminin varlığı, çağrının usulüne uygunluğu ve zorla getirmeyi haklı kılan koşullar aynı başlık altında eritilmemelidir. Kararın kime, hangi sıfatla ve hangi işlem için yöneltildiği tespit edilmelidir. Daha sonra işlem tutanağındaki fiili uygulama ile kararın sınırı karşılaştırılır.

Örnek olay: Kişiye gönderilen bildirim ile hakkında düzenlenen zorla getirme kararında farklı adres veya işlem tarihleri varsa bu tutarsızlık dosya kronolojisinde görünür kılınmalıdır. Kararın varlığı, tebligat ve uygulama aşamasındaki bütün sorunları otomatik olarak çözmez.

İlgili hukuki konular

Mevzuat ve kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut dosyanın işlem tarihi, karar türü, delil durumu ve uygulanacak güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.

Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin