İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının yalnız hukuki denetimini değil, kanunun çizdiği sınırlar içinde maddi vakıa ve delil değerlendirmesinin de bölge adliye mahkemesi tarafından incelenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. Başvurunun başarısı, karardan duyulan memnuniyetsizliğin tekrar edilmesinden çok, hangi karar bölümünün hangi maddi veya hukuki nedenle hatalı olduğunun açık biçimde gösterilmesine bağlıdır. Süre, kesinlik sınırı, başvurunun kapsamı ve istinaf sebeplerinin doğru kurulması bu nedenle birlikte ele alınmalıdır.
Hukuk davasında istinaf incelemesinin sınırları, hükmün dava talepleriyle ilişkisi ve ileri sürülebilecek itirazlar hukuk yargılamasına göre belirlenir. Ceza istinafındaki suç vasfı ve yaptırım tartışması burada uygulanmaz. Ceza Davasında İstinaf Başvurusu rehberi tamamlayıcıdır.
Hangi hukuk mahkemesi kararlarına karşı istinafa başvurulabilir?
HMK 341 uyarınca ilk derece mahkemelerinin nihai kararları kural olarak istinafa tabidir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin kararlar ile kanunda belirtilen bazı kabul ve itiraz kararları bakımından da istinaf yolu açıktır. Buna karşılık kanunun kesin saydığı kararlar istinaf incelemesine götürülemez.
Malvarlığı davalarında parasal kesinlik sınırı ayrıca önem taşır. Bu sınır her yıl yeniden değerleme nedeniyle değişebildiğinden, başvuru yapılacağı tarihte yürürlükte olan tutar esas alınmalıdır. Bir kararın yalnız miktar nedeniyle kesin olup olmadığı, dava konusu alacağın tamamı ve kararda reddedilen bölüm dikkate alınarak belirlenir.
İstinaf süresi ne zaman başlar?
HMK 345 uyarınca genel istinaf süresi iki haftadır ve ilamın usulüne uygun biçimde tebliğiyle işlemeye başlar. Özel kanunlarda farklı süre öngörülen haller saklıdır. Bu nedenle yalnız karar tarihine veya UYAP ekranında kararın görülmüş olmasına bakarak süre hesabı yapılması doğru değildir; tebliğin hangi tarihte ve hangi usulle tamamlandığı belirlenmelidir.
Sürenin son gününün tatile rastlaması, elektronik tebligatın ne zaman yapılmış sayıldığı veya özel kanunda farklı süre bulunması gibi noktalar dosyaya göre sonucu değiştirebilir. Süre yönünden tereddüt bulunan dosyada başvuruyu son güne bırakmamak en güvenli yaklaşımdır.
İstinaf dilekçesinde hangi sebepler gösterilmelidir?
İstinaf dilekçesinde kararın hangi kısmına itiraz edildiği ve hangi nedenlerle kaldırılması veya değiştirilmesi istendiği somutlaştırılmalıdır. Delilin hiç değerlendirilmemesi, bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmemesi, hukuki nitelendirmenin yanlış yapılması, taleple bağlılık ilkesinin ihlali veya usule ilişkin bir işlemin hatalı yürütülmesi farklı istinaf sebepleridir.
“Karar usul ve yasaya aykırıdır” şeklindeki genel ifadeler, dosyanın gerçek uyuşmazlık noktalarını görünmez hale getirebilir. Güçlü bir başvuruda gerekçeli kararın ilgili bölümü ile dosyadaki belge, beyan veya usul işlemi arasında doğrudan bağlantı kurulur.
Kısmen kabul kısmen ret kararlarında istinaf nasıl kurulur?
Davanın bir bölümünün kabul, bir bölümünün reddedildiği kararlar bakımından tarafların hukuki yararı aynı değildir. Davacı reddedilen bölüm; davalı ise aleyhine kabul edilen bölüm yönünden istinafa başvurabilir. Parasal kesinlik sınırı değerlendirilirken kanundaki özel kurallar ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu tür dosyalarda dilekçenin hangi hüküm bendini hedeflediği açık yazılmalıdır. Aksi halde bütün kararın tartışıldığı izlenimi oluşabilir ve asıl itiraz noktası zayıflayabilir.
Kısmen kabul kısmen ret kararlarında tarafların istinaf menfaati farklı hüküm bölümlerinden doğabilir. Örneğin alacak davasında davacı reddedilen miktar, davalı ise hüküm altına alınan miktar yönünden başvuru yapabilir. Bu nedenle istinaf dilekçesinde yalnız “kararın kaldırılması” istenmesi yerine hangi talep kaleminin, hangi miktarın veya hangi hüküm bendinin incelenmesinin istendiği gösterilmelidir.
Parasal kesinlik sınırının uygulandığı uyuşmazlıklarda da yalnız dava dilekçesindeki toplam talebe bakmak yeterli olmayabilir. İstinafa konu edilen bölümün miktarı, tarafın karar sonucundaki hukuki yararı ve kanundaki kesinlik kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Böylece başvurunun hem kapsamı hem de kabul edilebilirliği daha baştan netleştirilmiş olur.
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları istinaf edilebilir mi?
HMK 341, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz bakımından özel bir kanun yolu düzeni kurar. Talebin reddi, karşı tarafın yüzüne karşı verilen karar veya yoklukta verilen karara yapılan itiraz üzerine verilen karar gibi hallerde istinaf gündeme gelebilir. Hangi kararın doğrudan, hangisinin önce itiraz mekanizmasından sonra istinafa götürülebileceği kararın veriliş biçimine göre belirlenmelidir.
Bu başvurularda uyuşmazlığın esasını uzun uzun tekrar etmek yerine tedbir veya haczin şartlarına, yaklaşık ispata, teminat değerlendirmesine ve kararın ölçülülüğüne odaklanmak daha işlevseldir.
İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarında kanun yolunun hangi aşamada açıldığı özellikle önemlidir. Talebin doğrudan reddedilmesi ile karşı taraf dinlenmeden verilen bir karara sonradan itiraz edilmesi aynı usul yolunu doğurmayabilir. Bu nedenle başvuru hazırlanırken önce eldeki kararın niteliği ve daha önce bir itiraz incelemesi yapılıp yapılmadığı belirlenmelidir.
Bu dosyalarda istinaf gerekçesi de asıl davadaki bütün maddi vakıaların yeniden anlatılmasına dönüşmemelidir. Yaklaşık ispatın neden oluşmadığı veya oluştuğu, teminatın neden yetersiz ya da gereksiz olduğu, tedbirin uyuşmazlık konusu ile orantılı bulunup bulunmadığı ve kararın karşı taraf bakımından ölçüsüz sonuç doğurup doğurmadığı doğrudan tartışılmalıdır.
İstinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf nasıl işler?
İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf kanundaki süre içinde cevap verebilir. Karşı taraf, kendi başvuru süresini kaçırmış veya tek başına istinaf hakkı bulunmuyor olsa bile HMK 348 koşulları içinde cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinafa başvurabilir.
Katılma yoluyla başvuru, asıl istinaftan bağımsız değildir. Asıl başvurudan feragat edilmesi veya başvurunun esasa girilmeden reddedilmesi katılma yoluyla başvurunun da sonucunu etkiler. Bu nedenle yalnız “cevap” verilip verilmediği değil, karşı talebin niteliği de doğru kurulmalıdır.
Bölge adliye mahkemesi istinafta neyi inceler?
Bölge adliye mahkemesi incelemesini kural olarak istinaf sebepleriyle sınırlı yürütür; kamu düzenine aykırılık halleri ise resen dikkate alınabilir. Dosyanın niteliğine göre başvurunun usulden reddi, kararın kaldırılması, yeniden esas hakkında karar verilmesi veya başvurunun esastan reddi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
İstinaf her dosyada yeni bir ilk derece yargılaması değildir. Yeni iddia ve savunmalar ile yeni delillerin ileri sürülmesi kanuni sınırlamalara tabidir. Bu yüzden ilk derece aşamasında yapılması gereken işlemlerin istinafa bırakılması çoğu zaman telafi edilebilir bir strateji değildir.
Bölge adliye mahkemesi, dosyada ileri sürülen istinaf sebeplerini kararın gerekçesi ve ilk derece yargılamasındaki işlemlerle birlikte değerlendirir. Usule ilişkin ağır bir eksiklik varsa karar kaldırılarak dosyanın yeniden görülmesi gündeme gelebilir; uyuşmazlığın yeniden yargılama gerektirmeden çözülebileceği hallerde ise bölge adliye mahkemesi doğrudan esas hakkında karar verebilir. Bu nedenle istinaf talebinin sonucu yalnız “bozma” şeklinde düşünülmemelidir.
Başvurunun kapsamı da sonucu etkiler. Taraf yalnız belirli bir hüküm bölümünü istinaf etmişse, kural olarak inceleme bu sınırlar içinde yürür. Buna karşılık kamu düzenine ilişkin hususlar başvuru sebepleriyle bağlı olmaksızın değerlendirilebilir. Dilekçede hangi bölümün ve hangi hukuki nedenle incelenmesinin istendiğinin açık olması bu yüzden önemlidir.
İstinaf başvurusu kararın icrasını durdurur mu?
HMK 350 uyarınca istinafa başvurulması kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcra ve İflas Kanunundaki icranın geri bırakılması hükümleri saklıdır. Bunun yanında kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal üzerindeki ayni haklara ilişkin bazı kararların kesinleşmeden yerine getirilememesi gibi istisnalar bulunur.
Bu nedenle “istinafa gittim, karar artık uygulanamaz” şeklindeki genel kabul doğru değildir. Kararın türü, ilamlı icraya elverişli olup olmadığı ve gerekiyorsa icranın geri bırakılması için ayrıca işlem yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir.
Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçin