Mahkeme kararındaki her hata istinaf veya temyiz konusu olmak zorunda değildir; ancak her eksiklik de tavzih yoluyla düzeltilemez. HMK, yazı ve hesap hataları için tashih, hükmün açık olmaması veya icrada tereddüt doğurması için tavzih, karar verilmesi gereken bir talep hakkında hiç veya kısmen karar verilmemesi için ise hükmün tamamlanması kurumlarını ayrı ayrı düzenler. Doğru yolun seçilmesi, mahkemeden istenen müdahalenin hükmü açıklamak mı yoksa eksik bırakılan bir konuda ek karar almak mı olduğuna bağlıdır.
Tavzih hangi durumda istenebilir?
HMK 305 kapsamında hüküm yeterince açık değilse, icrasında tereddüt uyandırıyorsa veya birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa tavzih istenebilir. Tavzihin amacı, mahkemenin verdiği kararın ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturmaktır; yeni bir hüküm kurmak değildir.
Örneğin hüküm fıkrasının nasıl uygulanacağı konusunda gerçek bir belirsizlik varsa tavzih gündeme gelebilir. Buna karşılık mahkemenin hukuki değerlendirmesinin yanlış olduğu iddiası tavzih yoluyla yeniden yargılama yapılmasını sağlamaz.
Tavzih ile hüküm değiştirilebilir mi?
Hayır. HMK 305/2 uyarınca hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez. Bu sınır tavzihin kanun yolunun yerine kullanılmasını engeller.
Bir tarafın hükmedilen miktarı, faiz başlangıcını veya başka bir esasa ilişkin sonucu değiştirmek istemesi halinde talebin gerçekten tavzih kapsamında olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Hükmün esasına müdahale gerektiren hata çoğu zaman kanun yolu meselesidir.
Hükmün tamamlanması ne zaman istenebilir?
HMK 305/A, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekmesine rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlar için hükmün tamamlanmasını düzenler. Burada sorun hükmün belirsiz olması değil, mahkemenin karar vermesi gereken bir konuda hüküm kurmamış olmasıdır.
Taraflardan her biri nihai kararın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde tamamlanma talebinde bulunabilir. Süre nedeniyle tebliğ tarihi özellikle önemlidir.
Tavzih ile hükmün tamamlanması arasındaki temel fark nedir?
Tavzihte mevcut bir hüküm vardır ancak ifade veya icra bakımından açıklığa ihtiyaç duyulur. Hükmün tamamlanmasında ise ileri sürülmüş veya resen karara bağlanması gereken bir husus hakkında tamamen ya da kısmen karar verilmemiştir.
Bu ayrım yalnız isimlendirme meselesi değildir. Mahkemeden istenen sonucun yanlış hukuki kuruma dayandırılması, talebin kapsamının hatalı kurulmasına ve süre kaybına neden olabilir.
Örneğin mahkeme faiz hakkında hiç hüküm kurmamışsa sorun, mevcut hükmün ne anlama geldiğinin açıklanmasından farklıdır. Buna karşılık hüküm fıkrasında faiz başlangıcının yazılış biçimi birbirine aykırı veya icrada tereddüt yaratacak nitelikteyse tavzih değerlendirmesi gündeme gelebilir. Hangi kurumun kullanılacağı, hüküm fıkrasında gerçekten bir karar bulunup bulunmadığına göre belirlenmelidir.
Tashih nedir ve tavzihten nasıl ayrılır?
HMK 304 kapsamındaki tashih, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile benzeri açık hataların düzeltilmesine yöneliktir. Bir rakamın açıkça yanlış yazılması veya maddi nitelikteki benzer hata ile hükmün hukuki anlamının belirsizliği aynı şey değildir.
Tashih de kararın esasını değiştirme aracı değildir. Maddi hata görüntüsü altında yeni bir hak veya borç yaratılması mümkün değildir.
Bu üç kurumun sınırı pratikte şöyle kurulabilir: açık yazı veya hesap hatası varsa tashih; mevcut hüküm anlaşılmıyor veya kendi içinde çelişiyorsa tavzih; talep edilmesine rağmen bir konu hakkında hiç karar verilmemişse tamamlama gündeme gelir. Kararın hukuken yanlış olduğu düşünülüyorsa ise esas çözüm çoğu durumda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarıdır.
Tavzih veya tamamlama talebi kanun yolu süresini etkiler mi?
Tavzih, tashih veya tamamlama talebinin kanun yolu süreleri üzerindeki etkisi, talebin türü ve kanundaki özel düzenlemeler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Tarafın “önce tavzih sonucu gelsin, sonra istinaf ederim” şeklinde genel bir varsayımla hareket etmesi süre kaybı yaratabilir.
Karara karşı istinaf veya temyiz ihtimali varsa kanun yolu süresi ayrıca takip edilmeli; tavzih veya tamamlamanın bu sürenin yerine geçtiği varsayılmamalıdır.
Hangi durumda istinaf, hangi durumda tavzih veya tamamlama gerekir?
Mahkemenin vakıayı veya hukuku yanlış değerlendirdiği, delili hatalı tarttığı ya da talebi hukuken yanlış sonuçlandırdığı ileri sürülüyorsa kural olarak kanun yolu değerlendirilir. Hüküm doğru kurulmuş ancak belirsiz veya çelişkiliyse tavzih; hakkında karar verilmesi gereken bir talep tamamen atlanmışsa hükmün tamamlanması gündeme gelir.
Dosyalarda bu sınırlar her zaman keskin görünmeyebilir. Talep hazırlanırken hüküm fıkrası, gerekçe, tarafların sonuç talepleri ve kararın icrada doğurduğu sorun birlikte okunmalıdır.
Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime geçinKarar fıkrasındaki sorun nasıl sınıflandırılır?
Örneğin mahkeme gerekçesinde iki alacak kalemini tartıştığı halde hüküm fıkrasında yalnız biri hakkında karar vermişse önce bunun hükmün tamamlanması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenir. Buna karşılık hüküm fıkrasında yazım veya hesap hatası varsa tashih; anlatım belirsizliği varsa tavzih gündeme gelebilir. Esasa ilişkin yanlış hukuki değerlendirme ise bu işlemlerin kapsamı dışında kalabilir.
Başvuru dilekçesinde gerekçenin tamamını yeniden tartışmak yerine kararın hangi paragrafı ile hüküm fıkrasının hangi ibaresinin sorunlu olduğu açıkça gösterilmelidir. Düzeltme isteminin kanun yolu başvurusunun yerini aldığı veya süreleri kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır.