Ücretin ödeme gününde yatırılmaması ile işçinin çalışmaktan kaçınması veya sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi aynı hukuki yol değildir. İş Kanunu, ücretin gününde ödenmemesi halinde alacağın talep edilmesinden 20 günlük gecikme sonrasında çalışmaktan kaçınmaya ve koşulları varsa haklı feshe kadar farklı sonuçlar öngörür. Hangi yolun kullanılacağı belirlenirken ödeme günü, gecikmenin süresi, mücbir neden bulunup bulunmadığı ve ücretin hangi kısmının ödenmediği ayrı ayrı incelenmelidir.

Ücretin zamanında ödenmesi ne anlama gelir?

İş Kanunu m. 32 uyarınca ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret kural olarak en geç ayda bir ödenir; sözleşmeyle ödeme dönemi bir haftaya kadar indirilebilir. Uyuşmazlıkta yalnız bordro düzenlenmiş olması değil, ücretin kararlaştırılan tarihte ve gerçekten ödenip ödenmediği önem taşır. Banka kayıtları, ücret hesap pusulaları ve iş sözleşmesi birlikte değerlendirilir.

20 günlük süre ne zaman başlar?

İş Kanunu m. 34, ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ücreti ödenmeyen işçiye iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkı tanır. Bu nedenle yirmi günlük süre, ayın son gününden veya işçinin dilediği tarihten değil, işyerinde ücretin ödenmesi gereken somut günden itibaren değerlendirilir. Ücretin yalnız bir bölümünün ödenmesi halinde de eksik kalan kısmın niteliği ve miktarı ayrıca incelenmelidir.

Çalışmaktan kaçınma hakkı nasıl kullanılır?

Kanun, yirmi günlük koşul gerçekleştiğinde işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceğini düzenler. Bu yol, iş sözleşmesini sona erdiren bir fesih değildir. İş ilişkisi devam eder; işçi ücret borcunun ifasını beklerken kanunun tanıdığı korumadan yararlanır. Sonradan uyuşmazlık çıkması ihtimaline karşı ödeme günü, ödenmeyen dönemler ve hakkın hangi tarihte kullanılmaya başlandığı yazılı kayıtlarla ortaya konulmalıdır.

Birden fazla işçinin birlikte davranması grev sayılır mı?

İş Kanunu m. 34, kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmeyen işçilerin bu davranışının sayısal olarak toplu nitelik kazanması halinde grev olarak nitelendirilemeyeceğini açıkça belirtir. Bununla birlikte işçilerin başka bir toplu eylem örgütlemesi ile kanunun ücretin ödenmemesine bağladığı bireysel kaçınma hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. Değerlendirme, davranışın hukuki sebebi ve fiili kapsamı üzerinden yapılır.

İşveren bu nedenle işçiyi çıkarabilir mi?

Kanun, ücretin ödenmemesi nedeniyle iş görme borcunu yerine getirmeyen işçilerin iş sözleşmelerinin bu nedenle feshedilemeyeceğini, yerlerine yeni işçi alınamayacağını ve işlerin başkalarına yaptırılamayacağını düzenler. Korumanın uygulanabilmesi için m. 34 koşullarının gerçekten oluşmuş olması önemlidir. Yirmi günlük süre dolmadan veya ücret borcu bulunmaksızın işe gelmeme hali aynı koruma kapsamında değerlendirilmez.

Ücretin ödenmemesi haklı fesih sebebi olabilir mi?

İş Kanunu m. 24/II-e, işveren tarafından ücretin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesini işçi bakımından haklı nedenle derhal fesih sebepleri arasında düzenler. Çalışmaktan kaçınma ile haklı fesih ayrı kurumlardır; işçi önce mutlaka m. 34 yolunu kullanmak zorunda değildir. Fesih düşünülüyorsa hangi ücret kaleminin ödenmediği ve fesih bildiriminin hangi sebebe dayandığı açık tutulmalıdır.

Geciken ücret için hangi faiz uygulanır?

İş Kanunu m. 34, gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranını öngörür. Faiz hesabında alacağın hangi tarihte muaccel olduğu ve hangi ücret dönemine ilişkin bulunduğu belirlenmelidir. Temel ücret dışındaki fazla çalışma, hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hukuki niteliği ve faiz başlangıcı ayrıca değerlendirilir.

Ücretin ödendiği veya ödenmediği nasıl ispatlanır?

Ücret uyuşmazlığında banka hesap hareketleri, bordro ve ücret hesap pusulası, iş sözleşmesi, yazışmalar ve işveren kayıtları önem taşır. İş Kanunu m. 37, işverene ücret hesabını gösteren pusula verme yükümlülüğü yükler. İşçinin bordroyu imzalamış olması veya ödemenin elden yapıldığının ileri sürülmesi tek başına dosyanın sonucunu belirlemez; belgenin içeriği ve ödeme olgusu birlikte incelenir.

Arabuluculuk ve dava yolu nasıl işler?

Ödenmeyen ücret ve buna bağlı işçilik alacaklarında dava açılmadan önce 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 kapsamında arabuluculuk dava şartıdır. Başvuruda alacak kalemlerinin ve dönemlerin doğru gösterilmesi, sonradan açılacak davanın kapsamı bakımından önemlidir. İş ilişkisi devam ediyor olsa da ücret alacağı uyuşmazlığı doğabilir; fesih yapılması zorunlu değildir.

Somut dosyada ilk hangi kayıtlar kontrol edilmelidir?

Önce iş sözleşmesindeki veya yerleşik işyeri uygulamasındaki ödeme günü, son altı aylık banka hareketleri, bordrolar ve varsa ücret değişiklikleri yan yana konulmalıdır. Ardından hangi ayların tamamen veya kısmen ödenmediği, gecikmenin kaç gün sürdüğü ve işverenin mücbir neden iddiası bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. İşçi fesih düşünüyorsa, çalışmaktan kaçınma ile fesih sonuçlarının birbirinden farklı olduğu özellikle gözetilmelidir.

İlgili hukuki konular

Bu konuyla bağlantılı diğer rehberler:

Mevzuat ve kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın belge, tarih ve usul koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Her uyuşmazlık, somut olayın özellikleri ve mevcut deliller doğrultusunda ayrı değerlendirilir. Dosyanız bakımından uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişime geçin